Biyopsiler

Tiroid Biyopsisi

Tiroid bezi boynumuzun ön alt bölümünde yerleşmiş kelebek şeklinde bir organdır. Başlıca görevi metabolizmamızı kontrol etmektir. Nefes ve kalp hızımızı, sinir sistemimizi, kas gücümüzü, vücut ısımızı, kolesterol düzeylerimizi etkiler.
Tiroid bezimizde kitlesel yapılar gelişebilir ve bunlar ne yazık ki kan tahlillerinde belli olmaz. Bu nedenle check-up incelemelerinde boyun ultrasonu mutlaka yapılmalıdır.
Tiroid nodüllerinin yakın takibi ve şüpheli olanlardan biyopsi yapılması önerilir. Nodülde mikrokalsifikasyon varlığı , komşu lenf nodlarında büyüme, aile öyküsü biyopsi endikasyonunu güçlendirir.
Merkezimizde tiroid biyopsisi patoloji uzmanı eşliğinde ultrason rehberliğinde ince iğne aspirasyonu (İİAB) şeklinde deneyimli uzmanımız Dr. Adnan Tunçbilek tarafından gerçekleştirilmektedir. İşlem yaklaşık 15 dakika sürmektedir.

Meme Biyopsisi:

Meme dokusunda Mammografi, Ultrasonografi yada MR inceleme sonrası saptanmış şüpheli kitle lezyonlarından biyopsi endikasyonu doğmaktadır.

Meme Biyopsisi
Meme Biyopsisi

Yine daha önce saptanan bir kitlenin yapısı, boyutları ve komşu dokularla ilişkilerinde olumsuz değişiklikler görülmesi halinde biyopsi gerekli hale gelir.
Meme biyopsisi ince iğne aspirasyon biyopsisi ya da tru-cut biyopsi şeklinde lokal anestezi ile yapılır.
Hazırlık gerekmez. Ancak kanı sulandırıcı ilaç kullanılıyorsa uzman kontrolünde kesilmelidir.
Komplikasyon olasılığı son derece düşüktür.
Hasta günlük yaşamına rahatlıkla devam edebilir.

Meme İşaretleme:

Meme dokusunda gelişmiş kitlelerde hedefe yönelik lokal cerrahi planlamalarda cerraha yol göstermek amaçlı ultrason yada mammografi eşliğinde kılavuz tel yerleştirilebilir. İşlem lokal anestezi eşliğinde gerçekleştirilir.

Prostat Kanseri Teşhisinde Füzyon Biyopsisi

Prostat kanseri her geçen gün artıyor, Prostat Füzyon Biyopsisi gibi son teknolojik tanı yöntemleri, tedavide yüz güldürüyor. Daha önceden körlemesine örnekleme alınan prostat bezinden Prostat Füzyon Biyopsisi teknolojisiyle MR’da tespit edilen şüpheli alanlardan hedefe yönelik biyopsi işlemi yapılabiliyor. Böylece daha doğru tanı konularak tedavi çok daha doğru planlanabiliyor.

Günümüzde prostat kanseri tanısında standart kabul edilen yöntemin tanı etkinliği sınırlıdır. Otopsi serileri ile karşılaştırılmalı yapılan serilerde prostat biyopsi duyarlılığı yüzde 50 civarındadır. Bu belirsizlik sebebiyle hastaların yaklaşık üçte biri 5 yıl içinde tekrar biyopsiye gitmek zorunda kalır ve bunların yüzde 13-41’inde tümör tespit edilir. Bu sorunların üstesinden gelmek amacıyla önerilen daha çok örneklemenin yapıldığı biyopsilerde klinik olarak anlamsız tümör yakalanma oranı artar ve dolayısıyla gereksiz tedavi riskinde artış ortaya çıkar.

Prostat Kanseri Teşhisinde Füzyon Biyopsisi
Prostat Kanseri Teşhisinde Füzyon Biyopsisi

Nasıl uygulanıyor?

Prostat Kanseri Teşhisinde Füzyon Biyopsisi
Prostat Kanseri Teşhisinde Füzyon Biyopsisi

Önce MR taramaları yapılır ve prostat sınırları ve tümör lokasyonları belirlenir.

Bu bilgi daha sonra elektronik olarak biyopsi bölümüne gönderilir. Cihazdan cihaza yöntemi değişmekle beraber üç boyutlu ultrason yapılır ve bilgiler MR ile birleştirilir.

Prostat Kanseri Teşhisinde Füzyon Biyopsisi
Prostat Kanseri Teşhisinde Füzyon Biyopsisi

Sıraya konulan MR ve ultrason veri setleri daha sonra biyopsi numunesi alma sırasında iğne kılavuzu (yönlendirme) için kullanılır.

Prostat Kanseri Teşhisinde Füzyon Biyopsisi
Prostat Kanseri Teşhisinde Füzyon Biyopsisi

Avantajları nelerdir?

Daha önceden prostat bezine kör olarak yapılan biyopsi işleminin yerine lezyonu veya lezyonları görerek biyopsi işleminin yapılmasını sağlar. Bu sayede kör biyopside yakalanamayan lezyonların tespit edilme ihtimalini arttırır ve tedavinin gecikmesinin önüne geçilmiş olur.